Asi 45.Bölüm Fragmanı

Asi 45.Bölüm Özeti


Asi ile Demir arasındaki buzlar eriyor

Asi ile Demir arasındaki gerginlik yavaş yavaş ortadan kalkıyor.
Demir, kardeşinin Ali ile görüşmesini yasaklar. Melek ise abisine karşı aşkını savunur. Ali iki kardeş arasına girmeyi başarmıştır. Bu konu, Demir - Asi ilişkini de çıkmaza sokacaktır. Demir, Asi’ye Ali ile birlikte kafede konuşurken gördüğünü itiraf etmek zorunda kalır. Asi’nin tavrı çok sert olacaktır.
Evlilikte aradığı mutluluğu bulamadığını düşünen Asi, hayatını değiştirecek önemli bir karar alır. Demir’in sattığı kendi tarlasını geri alıp çiftçilik yapacaktır. Organik tarım yapmak için çalışmaya başlar. Asi, Demir’le yaşadığı tüm sıkıntıları geride bırakıp mutluluğu toprakta aramaktadır. Demir ise aşkını haksız yere suçladığını, üzdüğünü anlamıştır. Ama bir türlü karşısına geçip, Asi’den özür dilemeyi beceremez. Demir bir karar vermek zorundadır. Ya Asi’nin gönlünü, aşkını yeniden kazanmak için gururunu yenecek, ya da günden güne Asi’nin kendisinden uzaklaşmasına seyirci kalacaktır. Demir yüreğinin sesine kulak verdiğinde ise kendini aşkının yatağında bulur.
Kerim ve Defne boşanmanın eşiğine gelmiştir. Defne aldatıldığını düşündüğü halde bu durumu ailesiyle paylaşamaz. Aldatmadığı halde suçlanan Kerim ise yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere Dora’ya yönelecektir.

Tuba Büyüküstün Dünyanın Neresinde?


Tuba Büyüküstün'ün Internet Ortamında Arama Kriterleri...


Tuba Büyüküstün için yazdığımız
özel yazı  sonrası Google aramalarından çok ilginç sonuçlar elde ediyoruz. İnsanların "Tuba Büyüküstün nerede alışveriş yapıyor" , " Tuba Büyüküstün en son haber" , "Tuba Büyüküstün Ölçüleri " , " Tuba Büyüküstün diyeti " ," Tuba Büyüküstün hangi sporu yapıyor", " Tuba büyüküstün'ün arap sevgilisi ",  " Tuba Büyüküstün sevgilisi "  gibi birçok aramada " Özel Güzel " adına bilgi almayı umuyor.

Türkiye'den bu tür aramalarla kendisi hakkında bilgi sahibi olmak isteyen hayranları dışında Tuba Büyüküstün'ün Google aramasında çıkan 700 bin sonuçtan sadece 150 bin kadarının  Türk sitesi olması ve kalanının yurtdışı siteleri olması " Özel Güzel" ' in tüm dünyada tanındığını gösteriyor.

Yapılan bir araştırmada; Bağımsız Eğitimciler Sendikası'nın 18-23 yaş arasındaki gençlere yönelik yaptığı ve sonuçları geçen ay açıklanan ankete göre, Türkiye'deki erkeklerin ‘Aşk idolü’ olduğu belirlenen Tuba Büyüküstün'ün güzelliği, dünyanın en çok kullanıcıya sahip sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da yer edindi.

Tuba Büyüküstün

Bu haberle bizim hayran yazılarımız örtüşmekte. Her ne kadar Bodrum'da çekilmiş bikinili fotoğrafları hayranlarını üzse de imajını zedelemedi. Çünkü o fotoğraflarda dahi teşhir amacı yoktu. Gayet açık tatil yapan sıradan insan edası ile " Özel Güzel "'in değeri hayranlarının gözünde daha da arttı.

Tuba Büyüküstün

Facebook'ta da yaklaşık 50 adet hayran grubu bulunan Tuba Büyüküstün bu denli tanınıp bilinmesine rağmen hala kalitesini koruyor olması  hayran kitlesini artıracağının göstergesi.

Magazin gündemini meşgul etmeden de şöhret olunabileceğinin nadir örneklerinden biri olan Tuba Büyüküstün bu yönüyle aslında harika bir tez konusu olacağı muhakkak.

Hayran düşüncelerini yansıttığım " Tuba Büyüküstün e Dair... " yazımda da bahsettiğim gibi çizgisi değişmediği ( ki kişilik değişmez, çizgiyi de değiştirmez ! ) sürece dünyanın gözü üzerinde olacaktır.

Tuba Büyüküstün


Kaynak:Ozgurdurum.com

Asi 43.Bolum Ozeti

Image Hosted by ImageShack.us

43. Bölüm Özet



“Asi”  bu Cuma'dan itibaren saat 20.00’de özet, 20.45’te ise yeni bölümü ile ekrana gelecek



Asi, kötü bir kaza geçiren ve kaburgaları kırılan Demir’i iyileştirmek için elinden geleni yapıyor.
Demir kötü bir kaza geçirmiştir. Herkes Demir için seferber olur. Yaralı olan Demir, İhsan Bey’in konağına, Asi’nin odasın taşınmak zorunda kalır. Bu kaza Asi ve Demir’i birbirine yakınlaştırır. Kaburgası kırık olan Demir, Asi’nin eline düşmüştür. Ayrılmaya karar vermişken Asi’nin bakımına muhtaç kalmak Demir’in gururunu yaralar. Aşıklar acı içinde kıvranmaktadır. Asi kırgınlığını bir kenara bırakıp Demir’in sağlığına kavuşması için elinden geleni yapar. Zorunlu birliktelik aşıklar arasında hem gergin, hem de romantik anlar yaratır. Demir’in yaralı halde İhsan Bey’in konağa taşınması Neriman’la Süheyla arasındaki gerginliği artırır. Neriman, Süheyla’nın elinde olan kendi çiftliklerini almak için Ali ile anlaşır. Kerim, Defne’ye karşı acımasızdır. Dora ile yeni bir aşk macerasına sürüklenir. Defne ise Kerim’in bir kaçamak peşinde olduğunu fark eder. Sarmaşık’la gizlice buluşan Aslan, bu kez annesine yakalanır. Melek gittikçe Ali’ye aşık olmaktadır. Melek’teki bu değişimi ilk fark eden Asi olur. Kaleyi içten feth etmeye kararlı olan Ali ise Melek’e aşkını ilan eder. Asi ve Demir ayrılmak istediklerini İhsan Bey’e açıklarlar.


 




14'ümde Aşık oldum ve 3 Yıl Sürdü


Bikinili Görüntüleriyle Yaza Damga Vuran Tuba Büyüküstün, Annesinin Gazozuna İlaç Atılmasından Korktuğunu, Babasının Öpüşme Sahnelerini İzlemediğini Söyledi.

Haftalardır herkesin konuştuğu, Katar Emiri'nin bile hayran olduğu Tuba Büyüküstün'ü daha yakından tanımak istiyoruz...

1982, İstanbul doğumluyum ve Yengeç burcuyum. Tek çocuğum. Annem bankada memurdu, emekli oldu. Babam ise elektronik mühendisi ve kendi işini yapıyor. Ben çok içe dönük, sessiz, utangaç, hiç konuşmayan bir çocuktum. Annemle babam hep çalıştığı için tek başıma büyüdüm.

ASİ GÜZEL ARAPLARI DA YAKTI

Tuba Büyüküstün'e olan ilgi internet ortamında artarken, güzel oyuncu Arap ülkelerinde de popüler olmaya başladı. Bu durumu fark eden, toplam 24 farklı ülkeye yayın yapan Arap televizyon kanalı MBC, Tuba Büyüküstün'le canlı bağlantı yaptı. Asi Güzel'in görüntüsü, Dubai ve Suudi Arabistan'daki merkez südyolarında dev ekran ile milyonlarca izleyicinin televizyonlarına yansıtıldı.

Bikinili görüntüleriyle yaza damga vuran Tuba Büyüküstün, annesinin gazozuna ilaç atılmasından korktuğunu, babasının öpüşme sahnelerini izlemediğini söyledi.'Babam 'Çemberimde Gül Oya' dizisindeki öpüşme sahnemin ekrana geleceğini hissedince ekrana bakmadı. Biliyorsunuz oyunculuk dünyasıyla ilgili çok acayip öyküler anlatıyorlar. Annem gazozuma ilaç atılmasından korkuyor. Hâlâ bir yere gideceğim zaman, 'Açıktan, bardakta gelen bir şeyi sakın içme, kapalı kutudaysa iç' der. 'Aman anne abartma, o eskidendi' diyorum ama yine de dikkat ediyorum.'

başıma her şeyimi yapabilmeyi beceren birisiyim. Yalnızlıktan asla sıkılmam ve korkmam. Mesela bir kafeye gider, tek başıma saatlerce oturur, yemeğimi yer, kitabımı okuyabilirim. Bu durum zaman zaman soğukluk, ukalalık, yabanilik, asosyallik gibi algılanıyor. Ama hayır, ben böyle büyüdüm, böyle yetiştim.

Çocukken de bu kadar güzel miydiniz?

Öyle diyorlar... (Gülüyor)

Peki... Bu kadar ürkek, çekingen, kendi dünyasında yaşayan bir genç kız, ilk aşkı, ilk heyecanı nasıl yaşadı? Erkek arkadaşınız size ulaşmak için epey zorlanmıştır herhalde...

- Öyle, çok uğraştı. Ben de hoşlanıyordum ama bunu asla söyleyemiyordum. Onun haricinde benim hoşlanmadığım, ama benden hoşlananlar olunca da kaçardım. Saklanırdım yani.

Nasıl yani?

- Teneffüslerde beni görmesinler diye, sınıflarda saklanırdım. Çünkü rahat bırakmıyorlardı. Ben de beni görmesinler, onlarla konuşmak zorunda kalmayayım diye, köşe bucak saklanıyordum. Neyse, ilk aşkımı anlatayım... Tabii ki çok güzeldi. Dediğiniz gibi onu zorladığımı düşünüyorum. Çünkü tanışıp, flört etmemiz tam bir yıl sürmüştü.

Hálá bu kadar zor musunuz?

- Yok, değilim. (Gülüyor) 14 yaşında aşık oldum ben. Tam, üç yıl sürdü. Duygusal anlamda şu anda yaşadığım ilişkilerden çok farklı olmayan bir ilişkiydi. 14 yaşındaki bir kız, sonuçta bir çocuktur ama ben çok olgundum. Erkek arkadaşım da öyleydi. O yüzden iki çocuğun yaşadığı basit bir şey değildi bizim duygusallığımız. Hálá kendisiyle görüşürüm. Çok özel bir flörttü.

Başarılı bir öğrenci miydiniz?

- Canım isterse çok başarılı oluyordum, istemezse de kendimi hiç zorlamıyordum. Öyle okul birinciliklerim falan yoktur. İnişli-çıkışlı bir öğrenim hayatım oldu.

Meslek olarak hedefiniz neydi?

- Genetik bilimci olmak istiyordum. Ama lise ikinci sınıfta endüstri ürünleri tasarımı okumak istedim. Üçüncü sınıfta ise güzel sanatlar okumaya karar verdim. Birden bire resim kurslarına gittim. Önce resim, ardından da heykel okumak istedim. Baktım Mimar Sinan Üniversitesi'nde sahne, dekor, kostüm tasarımlarının hepsi var, sınavlara girdim. Yüksek bir puan da aldım. İşletme okuyabilirdim ya da başka bir şey ama hiçbirini istemedim. Çünkü oturarak çalışacağım bir iş istemiyordum. Ve bir şekilde ailemi de ikna ederek güzel sanatlarda okumaya başladım. Çok da mutlu oldum. Çünkü Mimar Sinan'a girdikten sonra o utangaçlığı üzerimden atabildim, insanlarla iletişim kurabildim. Lise bitip, Mimar Sinan'a girene kadar o çekingenliği üzerimden atamamıştım. Hálá da tam atmış değilim. Hiçbir zaman öyle rahat olamadım...

Bu durum sizde sıkıntı yaratmıyor mu?

- Yok, hayır. Benden çok, çevremde sıkıntı yaratıyor. Çünkü insanlar benimle iletişim kurmakta çok zorlanıyor. Yoksa kendimi güvende hissettikten sonra ya da karşımdakinin samimiyetine inandıktan sonra her şey farklı oluyor tabii ki. Sadece tanışma, tanıma faslı zordur benim hayatımda, o kadar. Bakın ben kızlarla okul koridorlarında dedikodu yapmak ya da erkekleri çekiştirmek yerine, sınıfımda oturup kitap okumayı, rıhtımda oturup bir şeyler yazmayı tercih ediyordum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite hayatım boyunca hep böyle oldum. Bu yüzden benim uzun süre kız arkadaşım olmadı. Çünkü onlarla anlaşamadım. Bu, 14 yaşında, adam akıllı bir flört yaşamamdan da kaynaklanıyordu. Onlar liseli erkeklere bakıp hayran olurken, benim üç yıldır süren düzenli bir flörtüm vardı. Dolayısıyla bu durum, onların anlayamadığı ve kabul edemediği bir şeydi. Hepsinin yaşamak, ulaşmak istediği, benim için normal bir şeydi. Kısacası onların konuştukları şeyler, bana komik geliyordu. Çok uzun süre adapte olamadım. Bu yüzden kızlarla arkadaşlık yapmaya başlamam, üniversite üçüncü sınıfta olmuştur.

BABAM ÖPÜŞME SAHNEME BAKAMADI

Peki oyuncu olmak nereden çıktı?

- Mimar Sinan'a kayıt olmaya gittiğim gün, okulda katalog çekimi vardı. Fotoğrafları da Cemil Ağacıkoğlu çekiyordu. Ben okulda dolaşırken Cemil Bey yanıma geldi ve fotoğraflarımı çekmek istediği söyledi. Ben de poz vermeyi, fotoğraf çektirmeyi falan hiç sevmem. Öyle ki, benim 13 yaşından sonra doğru düzgün hiç fotoğrafım yoktur. Sevmiyorum... Neyse, istemediğimi söylerken beni bir şekilde kandırdılar ve bir anda kendimi objektifin karşısında buldum. Cemil Ağabey, birkaç kare fotoğraf çekti ve bu fotoğrafları stüdyosuna koydu. Bir gün bir saat firması fotoğraflarımı görmüş ve çok beğenmiş. O firmanın bir yıl boyunca Türkiye kataloğunu çektim. Sonra İsviçre'de iki yıl çalıştım, yüzleri oldum. İlk paramı bu şekilde kazandım. Hayatımda çok spontane gelişmiş bir şeydir bu. Sonra tesadüfen Gaye Sökmen'le tanıştım ve onunla çalışmaya başladım. Ondan sonra da birkaç reklam filmi çektim. Tomris Giritlioğlu bu reklam filmlerinden birinde beni görüp beğenmiş ve bana 'Çemberimde Gül Oya' dizisinde oynamam için teklif getirdi. Ben 'Oynayamam, yapamam, okulum var' falan derken, çalışmaya başladık. Sonra da devamı geldi...

Bu durum çok ilginç... Fotoğraf çektirmekten hoşlanmayan, ön planda olmayı çok fazla sevmeyen bir genç kız, bir anda kalabalığa ve bambaşka bir dünyaya giriyor. Kendinizdeki bu değişim sizi de şaşırtmıştır herhalde.

- Yo, hayır. Çünkü hayatımda her şey çok yavaş oldu. Ben bir şeyleri zorlamadım. İşler bana geldi. Ve sakin geldi... Ayrıca benim için 'olsa da olur, olmasa da' işlerdi bunlar. O yüzden bir değişim yaşamadım.

Lise ya da üniversite yıllarında magazin ve sanat dünyası için ne düşünürdünüz?

- Hiç ilgim olmamıştır. Aldığım eğitim olarak başka insanların hayatına hiç merakım olmadı. Ben ne oyuncuları takip ederdim, ne de magazini... Mesela hayatım boyunca odama hiç poster astığımı bilmem. Fanatik derecesinde hayranı olduğum kimse olmadı. Yakışıklı birisinin resmini falan da hiç asmamışımdır. Ergenliğe girdiğim dönemde bir erkek arkadaşım olduğu için, hiç bu gibi konulara ilgim olmadı.

İlk kez 'Çemberimde Gül Oya' dizisinde öpüştünüz... Çok gerildiniz mi?

- Evet, çok gerildim. Çünkü bir ay önce babamla konuşmuştum ve böyle bir sahne olmayacağından söz etmiştim. Ama beşinci bölümde böyle bir sahneyle karşılaştım. Doğal olarak çok gerildim ve o sahne, öpüşme sahnesi de olamadı. Bazen seyrediyorum, olmamış... Oyun olarak güzel olmuş. Ama ailemle ilgili tedirginliğim oraya çok güzel yansımış! Babam seyredene kadar böyle bir sahne olduğunu bilmiyordu. O da televizyonda izledi. İzledi derken, o sahnenin olduğunu hissedince ekrana bakmadı. Benim için bu dizi çok iyi bir deneyimdi. Eğer ilk işim 'Çemberimde Gül Oya' olmasaydı, ben hálá bu işi yapıyor olmazdım. Ekip, yönetmen çok iyiydi. Her açıdan bir okul oldu benim için bu dizi. Tabii ki çok zor anlar yaşadım. 'Ben oyunculuk okumadım, benim burada ne işim var, burada olmaya hakkım yok' diye sorguladığım anlar oldu. Bunları yaşamak zordu. Çok koptuğum anlar oldu. Ama bir şekilde atlattık.

Yanınızda kim vardı bu dönemlerinizde, kimler size destek verdi?

- Şerif Sezer ve Çağan Irmak... Ama eğer ben bu işi yapamayacağımı anlasaydım ya da bana ait olmadığını hissetseydim, hemen bırakırdım. Benim yaşadığım şeyler, insanlar, durumlar, olaylar bana ait olmalı. Bana ait olmadığını hissettiğim an, artıları var diye o işe devam etmem. Bu bana haksızlık olur.

'Ihlamurlar Altında' dizisinin ikinci sezonun başında oyuncu olmaya karar vermişsiniz. Neden bu kararı bu kadar geç verdiniz?

- Okurken reklam çekimi yaparak da para kazandığım için, oyunculuk benim için hobi gibiydi. Bu hobi mantığı bende uzun süre devam etti. 'Bu işi bir gün bırakacağım, okuduğum mesleği yapacağım' derdim... Ama oyunculuğu çok sevdim. Kameranın tuhaf bir büyüsü var...

Ailenizin tepkisi ne oldu bu kararınız karşısında?

- Çok tedirgin oldular. Hayatım boyunca sanırım hep onları tedirgin ettim. Biliyorsunuz bu dünya ile ilgili çok acayip hikáyeler var. Dolayısıyla bir anne-babanın tedirgin olmaması çok zor.

'Gazozuna ilaç atarlar, dikkat et' uyarılarını çok almışsınızdır o zaman...

- Evet! Annem hálá bir yere gideceğim zaman, 'Açıktan, bardakta gelen bir şeyi sakın içme, kapalı kutudaysa iç' der. 'Aman anne abartma, o eskidendi' diyorum ama yine de dikkat ediyorum. Sürekli tetikteydiler ama bana çok güvendiler. Ve güvenli ortamda çalıştığımı anlayınca da rahatladılar.